SON DAKİKA

DÜNYA

BM Güvenlik Konseyi’nde İran yaptırımları gerilimi: Daimi üyeler karşı karşıya

Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yönelik yaptırımların hukuki geçerliliği konusunda Batılı ülkelerle karşı karşıya geldi. Moskova yönetimi, 2015 nükleer anlaşmasının “geri dönüş” maddesi kapsamında yaptırımların yeniden yürürlüğe girmesine itiraz ederek prosedürel bir oylama talep etti. Tartışma, 1737 Yaptırım Komitesi hakkında planlanan brifingi engellemeye yönelik bir girişimle alevlendi. Çin, konsey başkanlığının 90 günlük rapor taslağı hazırlama veya sunma yetkisi bulunmadığını savunarak Rusya’nın pozisyonuna destek verdi. Bu destek, iki daimi üyenin son dönemde konsey içindeki prosedürel hamlelerde ortak hareket etme eğilimini de yansıttı. Batılı delegasyonlar ise bu itirazın süreci kilitlemeye yönelik bir taktik olduğunu düşünüyor.

Rus temsilci, İran’a ilişkin daha önce kabul edilen Güvenlik Konseyi kararlarının yeniden yürürlüğe girmesini sağlayan mekanizmanın çeşitli hukuki ve prosedürel nedenlerle harekete geçirilmediğini açıkladı. Moskova, nükleer anlaşmayı onaylayan 2231 sayılı kararın 18 Ekim 2025’te süresinin dolduğunu ve yayılmanın önlenmesi gündem maddesinin o gün konseyin aktif işler listesinden çıkarıldığını öne sürdü. Rus yetkili, 1737 Komitesi’nin 2015’te sona erdiğini ve sözde çalışmalarının tartışılması için hiçbir hukuki zemin kalmadığını iddia etti. Bu görüşe göre komite artık fiilen mevcut değil ve konseyin bu konuyu gündemine alması yetki aşımı anlamına geliyor. Moskova, bu tutumunu konsey içi usul kurallarına ve kararların zaman içindeki geçerliliğine dayandırıyor.

Çin temsilcisi ise tek taraflı adımlara karşı uyarıda bulunarak bazı üyelerin farklılıkları göz ardı ederek İran’a yönelik konsey yaptırımlarını zorla yeniden uygulamaya çalıştığını ileri sürdü. Pekin yönetimi, kaldırılmış bir gündem maddesi altında konsey toplantıları düzenlenmesinin kurumsal bölünmeyi derinleştirdiğini savundu. Çinli diplomat, bu adımların siyasi bir çözümü de zorlaştırdığını dile getirerek sürece dair ciddi endişe ve güçlü muhalefetini ifade etti. Açıklamada, bu girişimlerin konsey içindeki ayrılıkları büyüttüğü vurgulandı. Pekin, diplomatik kanalların açık tutulması gerektiğini savunarak tarafları diyaloga çağırdı.

Batılı delegasyonlar ise itirazı kesin bir dille reddederek yaptırım rejiminin İran’ın ihlalleri sonrasında hukuken yeniden canlandığını savundu. İngiliz temsilci, Birleşik Krallık’ın Fransa ve Almanya ile birlikte geri dönüş mekanizmasını 2231 sayılı karara tam uygun şekilde başlattığını belirtti. Londra, Avrupalı güçlerin İran’ın 2015 nükleer anlaşması kapsamındaki ağır yükümlülük ihlalleri nedeniyle harekete geçtiğini açıkladı. İngiliz tarafı, sürecin 28 Eylül 2025’te tamamlandığını ve altı Bölüm VII kararının yaklaşık bir yıldır yürürlükte kaldığını kaydetti. Bu değerlendirmeye göre yaptırımların hukuki temeli kesintisiz biçimde korunmuş durumda.

Fransa temsilcisi, konsey kararlarının komitenin her 90 günde bir rapor verme yetkisiyle birlikte yeniden tesis edildiğini doğruladı. ABD temsilcisi ise siyasi saiklerle hareket edilse de gerçeklerin değişmediğini belirterek 1737 Komitesi’nin var olduğunu söyledi. Amerikalı diplomat, Rusya ve Çin’i konsey kararlarını zayıflatmaya çalışmak ve Tahran’ı korumakla suçladı. Washington yönetimi ayrıca Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun sürece ilişkin tutumuna atıfta bulunarak İran’ın nükleer programına dair denetim endişelerini gündeme taşıdı. ABD tarafı, denetim mekanizmalarının zayıflatılmasının bölgesel güvenlik açısından risk oluşturduğunu savundu.

Tartışmanın odağında, 2015’te imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı kapsamında oluşturulan geri dönüş maddesi yer alıyor. Bu düzenek, İran anlaşmayı ihlal ettiği takdirde BM Bölüm VII yaptırımlarının otomatik olarak yeniden yürürlüğe girmesini öngörüyordu. Mekanizma, daimi konsey üyelerinin veto yetkisini devre dışı bırakacak şekilde tasarlanmıştı. Taraflar arasındaki anlaşmazlık, yaptırımların hukuki statüsü ve komitenin akıbeti konusunda derin bir ayrışmayı gözler önüne seriyor. Konsey içindeki bu bölünme, önümüzdeki dönemde İran dosyasında ortak zemin bulunmasını daha da zorlaştırabilir.

İlgili Makaleler