Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından kameralar karşısına geçerek ulusa seslendi. Konuşmasının en kritik bölümünü, Türk hava sahasını ihlal eden mühimmatla ilgili İran’a yapılan uyarılar oluşturdu. Erdoğan, söz konusu ihlallerin Ankara tarafından Tahran yönetimine açık ve net bir dille iletildiğini söyledi. Yapılan tüm ikazlara karşın provokatif nitelikteki adımların art arda sürmesinin kabul edilemez olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı, bu tutumun iki ülke arasında yıllara dayanan köklü komşuluk bağları üzerinde ciddi tahribat yaratma potansiyeli taşıdığını aktardı. Türk milletinin hafızasında silinmesi zor olumsuz izler bırakacak davranış biçimlerinden özellikle kaçınılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, yanlışta ısrar edilmesinin sonuçlarının ağır olabileceğini belirterek bu noktada çağrısını yineledi ve akıl ile sağduyunun egemen olması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen Kabine Toplantısı’nın ana gündem maddesinin İran’da yaşanan kriz ve bu krizin bölgesel yansımaları olduğunu açıklayan Erdoğan, toplantıda ekonomiden ticaret hayatına, savunma stratejilerinden sınır güvenliğine kadar çok geniş bir yelpazede olası etkilerin detaylıca ele alındığını kaydetti. Çatışmanın daha geniş bir alana yayılması ya da tarafların kontrolünden çıkması ihtimaline karşı geliştirilen senaryoların, ilgili tüm bakanlıkların katılımıyla çok yönlü olarak masada değerlendirildiğini söyleyen Cumhurbaşkanı, hükümet olarak bu sürecin daha ilk gününden itibaren devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla ortak bir teyakkuz hali içinde olduklarını milletle paylaştı. Lider, krizin başlangıcından bu ana kadar atılan her adımda bu koordinasyonun belirleyici olduğunu da vurguladı.
Kriz yönetiminde deneyim sahibi ekiplerle gelişmeleri anbean izlediklerini ifade eden Erdoğan, en küçük bir olasılığın dahi göz ardı edilmediğini, her ihtimale karşı hazırlıklı olunduğunu ve temkinli davranma ilkesinden asla taviz verilmediğini anlattı. Bu noktada temel hedeflerinin, mevcut ateşin Türkiye sınırlarına sıçramasını engellemek olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı, ülkenin dört bir yanında yaşayan 86 milyon vatandaşın huzurunu ve güvenliğini tesis etmenin, devlet olarak üstlendikleri en büyük sorumluluk olduğunu ifade etti. Tek bir vatandaşın dahi zarar görmesine dahi rıza göstermeyeceklerini belirten Erdoğan, bölgedeki istikrarı bozmaya yönelik hesaplar peşinde koşan çevrelere karşı, kendilerinin yangını söndürmek adına içten ve samimi bir gayret gösterdiklerini sözlerine ekledi.
Bu gelişmeler yaşanırken ana muhalefet cephesinin izlediği yolu ise hayretle takip ettiğini belirten Erdoğan, füzelerin gökyüzünde adeta dans ettiği ve atılacak yanlış bir adımın zincirleme felaketleri tetikleyebileceği bu kırılgan ortamda polemik yaratmaya çalışmanın kimseye bir fayda sağlamayacağını kaydetti. Lider, bu tür davranışlarla prim toplamaya uğraşan kişinin, milletin sağduyusuna ve ferasetine güvendiğini belirterek sözlerini sürdürdü. Ana muhalefet liderinin sarf ettiği sözlerin seviyesinin, kendileri için muhatap alınmayı gerektirecek düzeyde olmadığını ancak yine de asılsız suçlamalar karşısında zaman zaman açıklama yapma ihtiyacı hissettiklerini ifade etti. Erdoğan, ana muhalefetin dış politika alanında ne kapsamlı bir vizyona, ne gerçek bir diplomasi birikimine ne de herhangi bir kriz yönetimi tecrübesine sahip olduğunu; bu partinin konuya ilişkin yaklaşımının ezberlenmiş birkaç cümleden öteye gidemediğini öne sürdü. Ayrıca ana muhalefetin, kadim Orta Doğu coğrafyasına ve geniş İslam dünyasına dair olayları değerlendirirken sürekli olarak ön yargılı bir tutum sergilediğini de sözlerine ilave etti.





