Cumhuriyet gazetesi yazarı ve eski CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, TV100 ekranlarında katıldığı bir programda sarf ettiği ve sosyal medyada büyük yankı uyandıran sözlerine açıklık getirdi. Balbay’ın, parti kapatma konusundaki değerlendirmeleri bağlamından koparılarak “CHP kapatılsın” şeklinde yorumlanınca, deneyimli gazeteci iddialara yanıt verme gereği duydu. Program sonrası başlayan tartışma, kısa sürede sosyal medya platformlarında en çok konuşulan başlıklardan biri haline geldi. Bazı kullanıcılar Balbay’ın sözlerini sert ifadelerle eleştirirken, bazıları ise sözlerin bağlamından koparıldığını savunmaya başladı. Bunun üzerine Balbay, kendi sosyal medya hesabından da açıklama yapmak zorunda kaldı ve ardından televizyon programındaki konuşmasının tamamını kamuoyuyla paylaştı.
Balbay, açıklamasında partisine ve belediyelere yönelik hukuki süreçlerin en başından beri karşısında olduğunu vurgulayarak, tutuklu yargılamalara itiraz ettiğini dile getirdi. “Herkes yargılanabilir ancak ben tutuklu yargılamaya karşı çıktım” diyen Balbay, bu tutumunun altını çizdi. Bu ifadelerinin aslında alternatiflerin karşılaştırması olduğunu belirten yazar, kapatma ile butlan kavramlarının her ikisinin de mevcut durumdan daha ağır sonuçları olacağını anlatmaya çalıştığını söyledi. Konuşmasında, hukuki süreçlerin işleyişine yönelik kaygılarını da aktaran Balbay, bir partinin kapatılmasının demokratik hayat üzerinde yaratacağı tahribatın uzun yıllar telafi edilemeyeceğini ifade etti. Mevcut yargısal mekanizmaların siyasi partiler üzerinde yarattığı baskının, muhalefetin sesini kısma amacı taşıdığı yönündeki değerlendirmelerini de sözlerine ekledi.
Uzun yıllardır demokrasi mücadelesinin içinde yer aldığını ve bu çizgisinin bilindiğini ifade eden Balbay, konuşmasında geçmişte yazdığı kapsamlı eserlere de atıfta bulundu. Yazdığı 68 kitabın ve binlerce köşe yazısının bu mücadelenin somut kanıtı olduğunu kaydeden Balbay, demokrasi dışında bir talebinin olmasının düşünülemeyeceğini aktardı. Etrafında böyle bir söylemin dillendirilmesini dahi istemeyeceğini belirterek, aleyhinde yürütülen kampanyanın planlı olduğu kanaatini güçlü bir dille ifade etti. Gazetecilik mesleğine başladığı günden bu yana baskıcı yönetimlere karşı mücadele verdiğini, bu uğurda pek çok kez gözaltına alındığını ve yargılandığını hatırlatan Balbay, bugün geldiği noktada da aynı ilkeleri savunmaya devam ettiğini belirtti.
Balbay, geçtiğimiz günlerde yaptığı konuşmada en kötü ihtimalle dahi insanların bir araya gelebilme becerisini örnek gösterdiğini, ancak bugün bu buluşmanın ancak aylar sonra gerçekleşebildiğine dikkat çekmek istediğini aktardı. Bu örneği verirken birlik ve beraberliğe verdiği önemi vurguladığını ifade eden Balbay, muhalefet cephesindeki dayanışmanın önemine işaret etti. Yazılarının önemli bir bölümünün solda birlik konusuna ayrıldığını da hatırlatan Balbay, bu nedenle kendisine yöneltilen suçlamaları kesin bir dille reddetti. Muhalefet partileri arasında uzun yıllardır süregelen görüş ayrılıklarının, iktidar karşısında ortak bir duruş sergilenmesini engellediğini gözlemlediğini dile getiren Balbay, bu ayrılıkların aşılması halinde çok daha güçlü bir muhalefet bloğunun oluşabileceğine olan inancını koruduğunu söyledi.
Gazeteci, kariyeri boyunca çizgisini Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı gibi isimlerin yolundan ayırmadığını, hiçbir zaman çıkar ya da makam peşinde koşmadığını belirtti. Bu iddiaların kendi üzerinden başka hedeflere ulaşma gayreti olduğunu savunan Balbay, kamuoyunun kendisini yakından tanıdığını ve doğru değerlendireceğini umduğunu söyledi. Balbay ayrıca, kendisine yapılan makam tekliflerini geri çevirdiğini ve bu duruma şahit olan isimlerin bulunduğunu aktararak, kişisel bir hedefinin asla olmadığını sözlerine ekledi. Yaptığı açıklamanın sonunda, tüm bu tartışmaların kendisini yıldıramayacağını, demokrasi mücadelesini son nefesine kadar sürdüreceğini ve bu tür kampanyaların geçmişte de denendiğini ancak başarılı olamadığını belirterek sözlerini noktaladı.





