Kalp ve damar hastalıklarının büyük bölümünün önlenebilir olduğu yönündeki değerlendirmeler, koruyucu sağlık yaklaşımlarının önemini yeniden gündeme getiriyor. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Kardiyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Bahadır Alan, erken yaşta ortaya çıkan kalp hastalığı, inme ve diyabet vakalarının yüzde 80’inin önlenebileceğini belirterek, bu tespitin kendisine ait bir görüş olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine dayandığını söyledi. Alan, 52 ülkeden katılımcıyla yürütülen INTERHEART çalışmasının da risk faktörleri kontrol altına alındığında kalp krizi riskinin yüzde 90’dan fazla azaltılabileceğini ortaya koyduğunu ifade etti. Uzman hekim, bu tablonun hastalığın seyri açısından belirleyici olduğunu vurguladı.
Kardiyoloji Uzmanı Bahadır Alan, erken tanı olanaklarının gelişmesi ve tıbbi, girişimsel, cerrahi tedavi seçeneklerinin çoğalması sayesinde koroner arter hastalığına bağlı ölümlerin Batı toplumlarında azalma eğilimine girdiğini açıkladı. İnsan ömrünün uzaması ve tanıda farkındalığın artmasıyla birlikte kalp yetmezliği gibi kronik rahatsızlıkların klinik mücadelede daha ön planda yer aldığını belirten Alan, risk faktörlerinin denetim altına alınmasının hastalığın gelişimini ve ilerleme hızını düşürdüğünü dile getirdi. Bu düşüşte yaşam tarzı değişikliklerinin başlıca etken olduğunu kaydeden Alan, sağlıklı bir yaşam düzenine geçilmesi halinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin de azaldığını söyledi. Erken teşhis, düzenli sağlık taramaları ve zamanında uygulanan doğru tedavinin de aynı ölçüde önemli olduğunu ekledi.
Uzm. Dr. Alan’ın aktardığına göre INTERHEART çalışması dokuz faktör belirlemiş. Bu faktörler kontrol altına alınırsa kalp krizi riski yüzde 90’dan fazla düşebiliyor. Tütün kullanımı, kandaki yağ düzeylerinin yüksek seyretmesi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, bilhassa karın bölgesinde biriken fazla kilo, ruhsal ve toplumsal baskılar, her gün yeteri kadar sebze ile meyve yenmemesi, alkol alımı ve düzenli hareket etmeme alışkanlığının eksikliği bu başlıklar arasında sıralandı. Aileden gelen genetik risk faktörlerinin şu an değiştirilemediğini belirten Alan, genetik temelli araştırmaların gelecek yıllar için umut verdiğini ifade etti. Hekim, bu faktörlerin çoğunun bireysel tercihlerle doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.
Kalp ve damar sağlığını korumak için alınabilecek önlemleri sıralayan Uzm. Dr. Bahadır Alan, sigaranın bırakılması ve alkolün sınırlandırılması gerektiğini, her ikisinin de yalnızca kalp damar hastalıklarına değil çok sayıda farklı rahatsızlığa yol açtığını söyledi. Akdeniz tipi beslenmenin benimsenmesini öneren Alan, sofralarda meyve, sebze, baklagil, tam tahıllı ürünler ve lifli gıdalara yer verilmesi gerektiğini belirtti. Tuz kısıtlamasına dikkat çeken uzman hekim, hipertansiyonu, kalp veya böbrek yetmezliği bulunan kişilerin bu konuda özellikle titiz davranması gerektiğini ifade etti. Haftanın en az beş gününde, günde en az 30 dakika boyunca hareketli bir yaşam sürdürmeyi hedeflemelerini önerdi.
Sağlıklı kilonun korunmasının altını çizen Alan, fazla kilo ve obezitenin kalp hastalığı riskini artırabildiğini, kilo fazlalığını vermek isteyenlerin mutlaka doktor ve diyetisyen önerileriyle hareket etmesi gerektiğini açıkladı. Stresle başa çıkma yollarının bulunmasını tavsiye eden uzman hekim, başta depresyon olmak üzere psikiyatrik sorunların çözümünün ötelenmemesini ve uzman hekimlerden destek alınmasını söyledi. Kontrollerin aksatılmaması gerektiğini belirten Alan, bilinen hastalıklar ve olası risk faktörleri için hekim önerileri doğrultusunda hareket edilmesi gerektiğini dile getirdi. Bu önerilerin bütüncül biçimde uygulanmasının, risk faktörleri denetim altına alındığında kalp krizi ihtimalini yüzde 90’dan fazla düşürebildiğini sözlerine ekledi.




