Türkiye’de sigara ve diğer tütün mamullerinin yol açtığı hastalıkların sağlık bütçesinde oluşturduğu milyarlarca liralık yükün, yeni bir vergi modeliyle doğrudan tütün endüstrisine ödetilmesi planlanıyor. Sağlık Bakanlığının üzerinde çalıştığı ve sigara, elektronik sigara ile ısıtılmış tütün ürünlerini kapsayan yasa taslağında, “sağlık fonu” başlığı altında toplanan ek vergi düzenlemesi yer alıyor. Taslak, çocukları, gençleri ve hiç sigara içmeyenleri korumayı amaçlayan çok sayıda maddeyi bir arada barındırıyor ve düzenlemenin temel mantığı tedavi masraflarını hastalığa neden olan sektöre fatura etmek üzerine kurulu.
Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, taslakta tütün kaynaklı hastalıkların doğurduğu zararı tütün endüstrisine yükleyen bir “sağlık vergisi” maddesinin de bulunduğunu söyledi. Ergüder, dünyada tütün ürünlerinden toplanan vergi gelirlerinin genel bütçeye aktarılmayıp sağlık bütçesine, tütünle mücadele programlarına ya da genel sağlık sigortası fonlarına yönlendirildiği yaklaşık 48 ülke olduğunu aktardı. Bu ülkelerdeki ortak payda, verginin nereye gittiğinin yasal olarak tanımlanmış olması ve kaynağın doğrudan koruyucu sağlık hizmetlerine bağlanması; Türkiye’deki taslak da benzer bir yasal çerçeveyi hedefliyor.
Sistemin en çok konuşulan örneklerinden biri, 2012 yılında yürürlüğe giren vergi reformuyla Filipinler oldu; bu ülkede tütün ve alkolden alınan vergiler katlanarak artırıldı ve elde edilen gelir doğrudan sağlık bütçesine aktarıldı. Prof. Dr. Ergüder, bu reform sayesinde düşük gelirli milyonlarca vatandaşın ücretsiz sağlık hizmetine erişebildiğini ve ülkedeki sigara kullanım oranının yüzde 15 seviyelerine gerilediğini belirtti. Aynı yaklaşımın Tayland ve Brezilya’da da kurumsallaştığını dile getiren Ergüder, “Filipinler bu sistemin dünyadaki en popüler örneklerinden biridir” dedi. Bu ülkelerde tütün kontrolü, sadece yasak ve kampanya ile değil, kalıcı bir finansman mekanizmasıyla destekleniyor.
ABD’de tütün şirketlerine karşı yürütülen hukuk mücadelesi, sektör tarihindeki en dikkat çekici davalardan biri olarak kayda geçti. 1998’de bir mahkeme, sigara üreticilerini 202 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm etti; sağlık giderleri de bu firmalara yüklendi. Karar, tütün endüstrisinin yıllarca inkâr ettiği sağlık zararının hukuk önünde tescillenmesi anlamına geliyordu. Prof. Dr. Ergüder, bu tarihî süreci sistemin dünyadaki başarılı örneklerine dikkat çekmek için hatırlattı; ABD’deki tazminat davası, diğer ülkelerdeki vergi temelli modellerin de önünü açan bir emsal oluşturdu.
Farklı ülkelerde tütün vergisinin sağlığa aktarılma yöntemleri çeşitlilik gösteriyor; İsviçre’de satılan her sigara paketinden alınan sabit bir tutar doğrudan Tütün Önleme Fonu’na gidiyor. Bulgaristan, Kosta Rika ve Panama’da tütün vergilerinden elde edilen gelirin yasada belirlenen bir bölümü; tütün bağımlılığı tedavisine, kanser enstitülerine ya da bağımlılıkla mücadele eden ulusal kuruluşlara aktarılıyor. Bu örneklerin ortak noktası, verginin genel bütçe içinde kaybolmaması ve harcama kaleminin önceden tanımlanmış olması; Türkiye’deki taslakta da benzer bir sağlık fonu veya verginin devreye girmesi durumunda, paket başına eklenecek küçük meblağların zamanla devasa bir kaynak oluşturabileceği ifade ediliyor.





