İstanbul Devlet Opera ve Balesi, yeni sanat sezonunu Beethoven’ın dokuzuncu senfonisiyle açtı ve bu açılışta orkestrayı şef İbrahim Yazıcı yönetirken, koroyu ise şef Paolo Villa çalıştırdı. Konserde soprano Dilruba Bilgi, mezzosoprano Aylin Ateş, tenor Berk Dalkılıç ve bas Burak Bilgili solist olarak sahnede yer aldı. Konserin başlangıcında bir konuşma yapan Yazıcı, önümüzdeki yılın Beethoven’ın ölümünün iki yüzüncü yılı olduğunu hatırlatarak, dinleyicilere bu önemli dönüm noktasını aktardı.
Yazıcı, bestecinin 250. doğum yılı kutlamalarının salgın dönemine denk geldiğini ve bu nedenle istenen ölçüde yapılamadığını söyledi. Önümüzdeki yıl bu eksikliği gidermeyi umduklarını dile getiren şef, sezonu şimdiden Beethoven’ın dev yapıtıyla başlatmayı tercih ettiklerini anlattı. Dokuzuncu Senfoni’nin 1822-1824 yılları arasında, bestecinin işitme yetisini tamamen yitirdiği dönemde kaleme alındığını vurgulayan Yazıcı, bu ayrıntının eserin yaratıcılık tartışmaları açısından ayrı bir yeri olduğunu belirtti.
Şef, konuşmasında yapay zekanın müzikteki yaratıcılığına dair süregelen tartışmalara da değindi ve bu konuda farklı görüşler bulunduğunu ifade etti. Değerlendirmesini Beethoven’ın tamamlanmamış onuncu senfonisi üzerinden yapan Yazıcı, bestecinin eserlerinin yapay zekaya yüklenerek onuncu senfoninin bitirilmeye çalışıldığını hatırlattı. Ardından şu soruyu yöneltti: “Beethoven 9. Senfoni’yi yarım bıraksaydı ve yapay zekaya ilk 8 senfonisi yüklenerek eserin devamı oluşturulsaydı, yapay zeka final bölümünde koro kullanmayı düşünebilir miydi? Bence hayır. Çünkü bu, yalnızca mevcut verilerden hareket etmek değil, yeni ve özgün bir yaratıcılık ortaya koymaktır.”
Yazıcı, eserin dördüncü bölümünde iyiliğin kötülüğe karşı verdiği mücadelenin anlatıldığını ve bu mücadelede vurmalı çalgıların öne çıktığını söyledi. Şef, o bölümün “Türk Marşı” olarak da anıldığını aktararak, dönemin en güçlü ordularından biri sayılan Osmanlı ordusunun uzaktan gelişinin özellikle vurmalı çalgıların kullanımıyla tasvir edildiğini anlattı. Bu yorum, eserin tarihsel bağlamına dair dinleyicilere bir çerçeve sundu ve konserin anlaşılmasına katkı sağladı.
Dokuzuncu Senfoni, klasik müzik repertuvarının en çok icra edilen yapıtları arasında gösteriliyor ve dördüncü bölümünde koronun devreye girmesi, senfoni türünde bir yenilik olarak kabul edilirken eserin yaygın tanınırlığını büyük ölçüde bu bölüm sağlıyor. İDOB’un sezon açılışını bu yapıtla yapması, hem kurumun repertuvar tercihini hem de Beethoven’ın ölüm yıl dönümüne dönük hazırlığını yansıtıyor. Konser, orkestra ve koronun birlikte sahne aldığı geniş kadrosuyla sezonun ilk etkinliği olarak kayda geçti ve sanatseverlerden büyük ilgi gördü.





