SON DAKİKA

EKONOMİ

Fed’in Faiz Kararı Öncesi Küresel Piyasalarda Enerji Kaynaklı Baskı Artıyor

ABD’de açıklanan son enflasyon verileri, enerji fiyatlarından kaynaklanan fiyat baskılarının henüz sona ermediğini gösterdi. Bu tablo, para piyasalarındaki beklentileri hızla şekillendirdi ve ABD Merkez Bankası’nın önümüzdeki hafta faiz artırımına gideceğine dair olasılık yüzde 90 seviyesine yaklaştı. Ağustos ayına ait verilere göre ülkede Tüketici Fiyat Endeksi aylık bazda yüzde 0,4, yıllık bazda ise yüzde 3,4 oranında artış kaydetti ve piyasa beklentilerine paralel bir görünüm çizdi. Gıda ile enerji kalemlerinin dışarıda bırakıldığı çekirdek enflasyon ise aylık yüzde 0,3 ile beklentilerin üzerinde yükselirken, yıllık bazda yüzde 2,4 düzeyinde gerçekleşti. Verinin detaylarına inildiğinde, başlık enflasyonu ile çekirdek göstergeler arasındaki ayrışmanın belirginleştiği, bunun da para politikasının bundan sonraki patikasına ilişkin tartışmaları derinleştirdiği görüldü. Piyasa katılımcıları, bir yandan yıllık göstergelerdeki gerilemeyi olumlu karşılarken, diğer yandan aylık bazdaki ivmenin henüz istenen ölçüde zayıflamadığına dikkat çekti.

Çekirdek enflasyonun yıllık bazda Mart 2021’den bu yana en düşük seviyeye inmesi, dezenflasyonist eğilimin sürdüğüne dair bir sinyal olarak okundu. Yine de enerji kalemlerinin fiyatlamadaki belirleyici rolü, üretici enflasyonu cephesinde iki aylık bir aradan sonra ağustosta yeniden görünür hale geldi. Bu gelişmeler ışığında yatırımcıların gündemi, Fed’in gelecek hafta açıklayacağı para politikası kararları ile toplantı sonrası paylaşılacak ekonomik projeksiyonlara kilitlendi. Fed Başkanı Kevin Warsh’ın toplantı sonrası yapacağı açıklamalar da piyasaların yön arayışında belirleyici olacak başlıklar arasında yer alıyor. Warsh’ın tonunun, faiz artırım döngüsünün hızına ilişkin ipuçları açısından kritik görüldüğü; bunun da özellikle tahvil ve döviz piyasalarında oynaklığı besleyebileceği değerlendirildi. Yatırımcıların bir bölümü, ekonomik projeksiyonlarda büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilip edilmeyeceğini de yakından takip ediyor.

Hafta boyunca küresel pay piyasaları karışık bir seyir izledi. Yapay zeka alanında gelen olumlu haberler, hafta ortasına kadar risk iştahını destekledi. Ancak enflasyon endişelerinin tahvil faizlerini belirgin biçimde yukarı çekmesi, haftanın sonlarına doğru bu iyimserliğin yerini temkinli bir havaya bırakmasına yol açtı. Tahvil piyasasındaki bu hareketlilik, hisse senedi fiyatlamaları üzerinde de doğrudan baskı oluşturdu ve yatırımcıların pozisyonlarını gözden geçirmesine neden oldu. Özellikle uzun vadeli tahvil getirilerindeki yükseliş, büyüme odaklı teknoloji hisselerinde değerleme baskısını artırdı; savunma sektörleri ve nakit akışı güçlü şirketlere yönelim ise görece güçlü kaldı. Bu rotasyonun, haftanın genel performansında sektörel ayrışmayı derinleştirdiği gözlendi.

Orta Doğu’daki jeopolitik gelişmeler, hafta boyunca piyasaları yönlendiren bir diğer ana başlık oldu. Bölgede petrol tedarikini tehdit eden her gelişme, piyasalarda negatif fiyatlamalara yol açtı. İran ile Körfez ülkelerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sağlayacak geçici bir anlaşmada ilerleme kaydettiğine ilişkin akış, tansiyonu bir miktar düşürdü. Petrol fiyatları sınırlı bir geri çekilme yaşasa da yüksek seyrini korudu ve kasım vadeli işlemler haftalık bazda yüzde 8,5 artışla varil başına 104,5 seviyesinden işlem gördü. Enerji maliyetlerindeki bu yüksek seyir, enflasyonist baskıların sürmesinde önemli bir etken olarak öne çıktı. Arz güvenliğine ilişkin endişelerin canlı kalması, nakliye ve sigorta maliyetleri üzerinden küresel ticaret üzerinde de dolaylı bir yük oluşturdu; bu durumun önümüzdeki dönemde enerji ithalatçısı ülkelerin dış denge görünümünü zorlaştırabileceği belirtildi.

Yapay zeka tarafında ise ABD merkezli şirket OpenAI, GPT-6 Astra adını taşıyan ve bugüne kadarki en gelişmiş modeli olarak tanımlanan yapay zeka sistemini duyurdu. Şirketin kamuoyuyla paylaştığı bilgilere göre, kısa bir süre önce sınırlı sayıda kullanıcının erişebildiği GPT-6 Astra, ileri düzey siber yetenekler ve güçlü otonom kontrol kabiliyeti barındırıyor. Açıklamaya göre model, karmaşık bilgisayar sistemlerini yönetebiliyor; e-tablo doldurma ve sıfırdan internet sitesi tasarlama gibi işlemleri insan müdahalesi olmadan yürütebiliyor. Bu duyurunun ardından diğer yapay zeka geliştiricilerinin de yatırımlarını artıracağı beklentisi güçlendi ve yarı iletken sektöründe talebin yükseleceği öngörüleri öne çıktı. Sektör analistleri, söz konusu yeteneklerin kurumsal yazılım, otomasyon ve güvenlik alanlarında rekabeti yeniden şekillendirebileceğini; bunun da çip üreticilerinden bulut sağlayıcılarına uzanan geniş bir ekosistemde yatırım planlarını etkileyebileceğini değerlendirdi.

İlgili Makaleler