ABD Merkez Bankası Fed, uzun bir aradan sonra ilk kez faiz artırımına giderek politika faizini 25 baz puan yükseltti ve yüzde 3,75-4 aralığına taşıdı; böylece banka, 2023’ten bu yana ilk kez sıkılaştırma adımı atmış oldu. Karar, para piyasalarında önceden fiyatlanan bir beklentiye paralel gelirken, Federal Açık Piyasa Komitesi’nin söz konusu kararı oy birliğiyle aldığı bildirildi ve bu durum, bankanın içinde bulunduğu politika duruşuna dair güçlü bir mutabakatın göstergesi olarak yorumlandı.
Fed’in açıklamasında, ekonomik faaliyetin sağlam bir hızda genişlediği vurgulanırken, jeopolitik gelişmelerin belirsizliği yüksek seviyelerde tuttuğu, buna karşın yurt içi harcamaların dirençli kaldığı ifade edildi; verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam olduğu kaydedildi. İstihdam artışlarının iş gücündeki artışla aynı hızda ilerlediği ve işsizlik oranının önemli ölçüde değişmediği aktarılırken, bu tablonun komitenin sıkılaştırma yönündeki adımını destekleyen bir zemin oluşturduğu belirtildi.
Enflasyonun yüksek seyretmeye devam ettiğine işaret edilen açıklamada, “Bugünkü politika hamlesi, Komite’nin yüzde 2’lik hedefine daha zamanlı bir dönüşü destekleyecektir. Komite, fiyat istikrarını sağlayacaktır” ifadelerine yer verildi; bu mesaj, bankanın önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadelede kararlı duracağı yönünde bir sinyal olarak okundu. Piyasa analistleri, metnin genel tonunu görece şahin bulurken, karar sonrası tahvil ve döviz piyasalarında dalgalanmaların arttığı gözlendi.
Kararın arka planında, Fed’in geçen yıl eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puanlık indirime gitmesi yer alıyor; banka, bu yılın ilk beş toplantısında ise politika faizini sabit tutmuştu. Son dönemde iş gücü piyasasının güçlü kaldığını ve enflasyonun hedefin üzerinde seyrettiğini gösteren veriler, artırım beklentilerini kuvvetlendirmişti; Fed en son Temmuz 2023’te yüksek enflasyonla mücadele kapsamında 25 baz puanlık artırıma gitmişti. Bu süreçte komitenin veri odaklı yaklaşımını koruduğu ve her toplantıda gelen verilere göre hareket ettiği vurgulandı.
ABD Başkanı Donald Trump, kararın ardından Fed’e yönelik çağrısını yineledi; Trump, ülkesindeki faiz oranlarının yüzde 1 veya daha az seviyede olması gerektiğini savunarak, ABD’nin açık ara dünyadaki en iyi krediye sahip olduğunu öne sürdü. Trump, ülkesinin yeni yatırımlarla hızla büyüdüğünü, dünyadaki neredeyse her ülkeyi kendilerinin taşıdığını ve bunun artık böyle devam edemeyeceğini belirterek, faiz oranlarının derhal düşürülmesi çağrısında bulundu; bu açıklama, bankanın bağımsızlığına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Trump’ın mesajı, faiz politikasının siyasi baskıdan ne kadar etkilendiği sorusunu beraberinde getirirken, bazı analistler bu tür çağrıların piyasa fiyatlamaları üzerinde kısa vadeli etkiler yaratabileceğini değerlendirdi.
Fed’in kararı, küresel piyasalarda da yankı buldu; yatırımcılar, bankanın bundan sonraki adımlarını ve enflasyon verilerini izlemeye devam ediyor. Karar metnindeki ifadeler, komitenin veri odaklı bir yaklaşım sürdüreceğine işaret ederken, piyasalarda faiz patikasına ilişkin belirsizlik sürüyor; Fed’in bağımsızlığına yönelik siyasi çağrılar da tartışılmaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerinin, bankanın izleyeceği yol haritasını belirlemesi bekleniyor.





