SON DAKİKA

GÜNDEM

COP30 İklim Zirvesi Çözüm Yerine Erteleme Üretti: TEMA’dan Sert Eleştiri

TEMA Vakfı, Brezilya’daki COP30 İklim Zirvesi’nde fosil yakıtlardan çıkış ve adil iklim finansmanı konularında bağlayıcı karar alınamamasını sürecin tıkandığının göstergesi olarak değerlendirdi.

COP30 İklim Zirvesi, Brezilya’nın Belém kentinde gerçekleştirilerek giderek büyüyen iklim krizi tehdidi ile ülkelerin somut adım atma iradesi arasındaki uçurumu bir kez daha ortaya koydu. TEMA Vakfı, bu yıl “Hakikat ve Uygulama” temalarıyla lanse edilen zirvede, fosil yakıtlardan çıkış, emisyon azaltımı ve adil iklim finansmanı gibi kritik konularda somut ve bağlayıcı kararlar alınamadığına dikkat çekti.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, COP süreçlerine ilişkin değerlendirmesinde, “COP30’da ortaya çıkan tablo, ülkelerin gerekli adımları atma konusundaki isteksizliğinin sürdüğünü ve sürecin her yıl daha da tıkandığını gösteriyor,” ifadelerini kullandı. Zirve, 1.600’den fazla fosil yakıt lobicisinin katılımıyla gölgelendi. Fosil yakıt lobilerinin bu derece belirleyici bir aktör hâline gelmesi, zirvenin çözüm yerine sermaye çıkarlarını önceleyen bir zemine dönüştüğünü gösterdi.

1,5°C Hedefi Kağıt Üzerinde Kaldı: COP30 İklim Zirvesi ve Türkiye’nin Çelişkisi

Zirvenin resmi sonuç bildirgesi olan Mutirão metni, petrol ve gaz üreticisi ülkelerin baskısıyla fosil yakıtlara dair ifadelerin tamamen çıkarılması nedeniyle küresel mücadelede yeni ve bağlayıcı bir yol haritası sunamadı. Bu gelişme, COP28’de kabul edilen “fosil yakıtlardan uzaklaşma” kararının bile gerisinde kalındığını ortaya koydu.

Ulusal Katkı Beyanları’na (NDC) ilişkin mevcut tablo ise iklim müzakerelerinin geldiği noktaya dair ciddi kaygılar doğurdu. Bilimsel veriler, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için emisyonlarda en az yüzde 60 düşüş gerektiğini işaret ediyor. Ancak yeni NDC’ler, 2035 yılına kadar küresel emisyonlarda yalnızca yüzde 12’lik bir düşüş öngörüyor. Birçok ülkenin NDC’lerini güçlendirmeyi reddetmesi, iklim politikalarında yaşanan tıkanmanın açık bir göstergesidir.

Ataç, Türkiye’nin sunduğu İkinci Ulusal Katkı Beyanı’nın (NDC 3.0) da benzer bir çelişki barındırdığına dikkat çekti. Türkiye’nin hedefi, 2035’e kadar emisyonları öngörülen seviyeden yüzde 41 daha düşük seviyeye çekmek olarak açıklandı. Ancak TÜİK verileri, emisyonların 2023’e kıyasla 2035’te aslında yüzde 16 artmış olacağını gösteriyor. COP30 İklim Zirvesi sırasında sunulan bu tabloya rağmen hedefin ‘yüzde 41 azaltım’ olarak sunulması, kamuoyunda yanıltıcı bir iklim politikası algısı oluşturuyor.

COP31 Türkiye’de: Fırsat ve Gerçek Dönüşüm İradesi

Zirvenin en kritik başlığı olan iklim finansmanı konusunda ise yetersizlik ön plana çıktı. Küresel Güney’in uyum ihtiyacı için yıllık 300 milyar dolar talep edilirken, COP30’da kabul edilen finansman düzeyi 120 milyar dolar ile son derece yetersiz kaldı. Ayrıca mevcut hedef, 2030’dan 2035’e ertelenmiştir. Ataç, “İklim uyumu için gerekli finansmanın yıllara yayılarak ertelenmesi, kriz karşısında sorumlulukların görmezden gelinmesidir,” dedi.

Zirvenin en önemli çıktısı, COP30 İklim Zirvesi sonrasında COP31 için ev sahibi ülkenin Türkiye olarak belirlenmesi oldu. 2026 yılında Antalya’da gerçekleşecek zirveye ev sahipliği yapmak, güçlü bir iklim politikası oluşturma sorumluluğunu beraberinde getiriyor. TEMA Vakfı, Türkiye’nin bu fırsatı, bilime uygun, adil, şeffaf ve kömürden çıkışı içeren gerçek bir iklim politikası açıklamak için kullanması gerektiğini vurguluyor.

Adil Geçiş Söylemde Kaldı, Kararlar Zayıf

Hak temelli ifadelerle duyurulan Adil Geçiş Mekanizması için herhangi bir finansman ayrılmamıştır. Afrika ve Küresel Güney ülkelerinin, kritik madencilik faaliyetlerinin çevresel ve sosyal risklerinin karar metnine eklenmesi yönündeki talepleri de Çin ve Rusya’nın itirazları sonucu çıkarıldı. Yoğun madencilik faaliyetlerinin göz ardı edilmesi, özellikle Kongo gibi ülkelerde yaşanan ciddi hak ihlallerinin görünmez kılınmasına yol açarak sosyal adalet açısından ciddi bir zafiyet yaratıyor. TEMA, gerçek dönüşüm için kararlı adımlar atmanın artık ertelenemez bir zorunluluk olduğunu belirtiyor. COP30 İklim Zirvesi gösterdi ki, gönüllü taahhütler ve sermayeyi önceleyen süreçlerle kriz çözülemeyecektir.

Sonuç

Sonuç olarak, COP30 İklim Zirvesi, bilim ve siyasi irade arasındaki uçurumu derinleştirmiştir. Fosil yakıt lobilerinin zirveye damga vurması, bağlayıcı kararların alınamaması ve Türkiye’nin çelişkili NDC hedefleri, sürecin çözüm yerine erteleme ürettiğini kanıtlamıştır. Antalya’da düzenlenecek COP31, Türkiye için bilime uygun ve adil bir iklim politikası açıklamak için kaçırılmaması gereken son fırsat olacaktır.

 

İlgili Makaleler