Almanya, stratejik sektörleri Çin’e karşı korumak amacıyla hibrit elektrikli araçlara dönük yeni gümrük vergilerini de kapsayabilecek geniş bir ekonomik güvenlik önlemleri paketi üzerinde çalışıyor. Konuya yakın kaynaklardan edinilen bilgilere göre Alman bakanlıkları, Çin karşısındaki kırılganlıkları haritalandırıyor ve olası karşı önlemleri değerlendiriyor. Hazırlanan potansiyel öneriler arasında yeni gümrük vergileri, zorunlu ortak girişim şartları, iç ve dış yatırım denetiminin sıkılaştırılması ile ihracat kontrol rejiminin güçlendirilmesi yer alıyor. Bu hazırlık, Berlin’in ihracata dayalı ekonomisi ve Pekin ile köklü ticari bağları nedeniyle geleneksel olarak temkinli davrandığı Çin politikasında sertleşme eğiliminin somut bir işareti olarak okunuyor. Berlin’in bu alandaki manevra kabiliyeti ise son derece sınırlı; ülkenin en büyük ticaret ortaklarından biriyle olan ilişkisini bozmadan güvenlik kaygılarını gidermesi gerekiyor. Bu nedenle hazırlanan paketin kapsamı ve zamanlaması, Almanya’nın ekonomik çıkarları ile jeopolitik kaygıları arasında kurmaya çalıştığı hassas dengeyi yansıtıyor.
Almanya’nın bu yönde attığı adımların arkasında, Avrupa Birliği’nin Çin ile ticaretinde giderek büyüyen dengesizlik bulunuyor. Birliğin Çin karşısındaki ticaret açığı günlük 1 milyar euroyu, diğer bir ifadeyle 1,2 milyar doları aşmış durumda. Almanya Federal İstatistik Ofisi verileri, ülkenin Çin’e ihracatının 2025 yılında yüzde 9,7 azalarak 81,3 milyar euroya indiğini, ithalatının ise yüzde 8,8 artışla 170,6 milyar euroya çıktığını gösteriyor. Bu tablo, Alman sanayisinin en önemli pazarlarından birinde yaşadığı erimeyi ve artan bağımlılığı gözler önüne seriyor. İhracattaki düşüş ile ithalattaki artışın aynı dönemde gerçekleşmesi, Almanya’nın Çin karşısındaki ticari pozisyonunun yapısal bir bozulmaya işaret ettiğini ortaya koyuyor. Alman iş dünyası, bu eğilimin tersine çevrilmesi için hem iç reform hem de dış ticaret politikasında yeni bir yaklaşım gerektiğini dile getiriyor.
Alman sanayisindeki daralma, bu politika değişikliğinin ekonomik arka planını oluşturuyor. Sektördeki küçülme on binlerce kişilik işten çıkarma kararlarını beraberinde getirirken, Volkswagen’in küresel ölçekteki işten çıkarma sayısını 100 bine çıkarmayı planladığı ifade ediliyor. Öte yandan Çinli şirketlerin değer zincirinde hızla yükselmesi, otomotiv ve makine gibi alanlarda Avrupalı üreticilere doğrudan rakip haline gelmeleri Almanya’nın konumunu her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Bu rekabet baskısı, Berlin’in korumacı önlemlere yönelmesinde belirleyici bir etken olarak değerlendiriliyor. Alman üreticiler, yalnızca maliyet avantajını değil aynı zamanda teknoloji liderliğini de kaptırma riskiyle karşı karşıya olduklarını belirtiyor. Bu durum, hükümetin sektöre yönelik destek mekanizmalarını gözden geçirmesini ve dış rekabete karşı koruyucu tedbirleri gündemine almasını zorunlu kılıyor.
Otomotiv sektöründeki tablo, hazırlanan paketin neden hibrit araçlara odaklandığını da açıklıyor. Dataforce verilerine göre Çinli şarj edilebilir hibrit modellerin Avrupa’daki satışları son yıllarda belirgin biçimde hız kazandı. Temmuz ayında tescil edilen bu tür araçların rekor düzeydeki üçte birlik bölümü, Chery Automobile bünyesindeki Jaecoo gibi markalar tarafından üretildi. Avrupa pazarındaki bu hızlı ilerleyiş, Alman üreticilerin kendi iç pazarında dahi baskı altına girmesine yol açıyor ve Brüksel nezdinde gümrük duvarı tartışmalarını güçlendiriyor. Hibrit araç segmentinin Avrupa’da hızla büyümesi, Alman otomotiv sanayisinin elektrikli dönüşümde yakalamaya çalıştığı ivmeyi de tehdit ediyor. Sektör temsilcileri, mevcut gümrük rejiminin bu yeni rekabet koşullarına yanıt vermekte yetersiz kaldığını savunuyor.
Berlin, hazırladığı pozisyonu yalnız başına savunmak yerine Avrupa düzeyinde ortak bir zemine taşımayı hedefliyor. İsimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklara göre Almanya, Ekim ayında Brüksel’de düzenlenecek zirve ve aynı ayın ilerleyen günlerinde Pekin ile yapılacak görüşmeler öncesinde diğer AB üyelerinin desteğini kazanmak için Paris ile birlikte çalışıyor. İki başkent, blok genelinde uygulanacak tedbirlere temel oluşturacak ortak bir pozisyon belgesine son halini vermek üzere hazırlıklarını sürdürüyor. Bu ortak girişim, Almanya’nın tek başına hareket etmek yerine Avrupa çapında bir koruma stratejisi kurma arayışında olduğunu ortaya koyuyor. Paris ile yürütülen eşgüdüm, aynı zamanda AB içinde Çin politikasında farklı yaklaşımlara sahip üyeler arasında bir uzlaşı zemini oluşturma çabası olarak da değerlendiriliyor. Ortak belgenin içeriği ve kapsamı, önümüzdeki dönemde Brüksel’in Pekin’e yönelik tutumunun belirleyici çerçevesini çizecek.





