Pop müziğin tanınan isimlerinden Serdar Ortaç, sahnede verdiği bir aranın ardından hayattayken mal varlığının dağılımını belirleme kararı aldığını dinleyicilerine duyurdu ve bu kararında usta oyuncu Kadir İnanır’ın sağlığında mirasını düzenlemesini örnek aldığını söyledi. Ortaç, vefatının ardından servetinin kime kalacağı sorusunu şimdiden yanıtladığını belirterek resmi işlemleri tamamladığını ifade etti, bu açıklama yıllardır sanatçının mal varlığıyla ilgili merak edilenleri de gün yüzüne çıkardı.
Şarkıcının verdiği bilgilere göre mirasının büyük bölümü, uzun süredir birlikte çalıştığı ekibi ile yıllar önce hayatını kaybeden kardeşinin çocukları arasında paylaşılacak; Ortaç, sahnede kendisiyle birlikte mesai harcayan kadronun bu vasiyetin önemli bir parçası olduğunu dile getirdi. Sanatçı, “Çoluk, çocuk yok. O yüzden çalışanlara vereceğim. Bir ev var zaten. Onu da onlar paylaşacaklar” sözleriyle kararının gerekçesini ortaya koydu ve bu ifadeler, aslında yıllar önce yaptığı benzer bir açıklamanın bugüne taşınmış hali olarak dikkat çekti.
Vasiyet haberinin ardından gündeme gelen en önemli başlıklardan biri, sanatçının İstinye sırtlarındaki Boğaz manzaralı malikanesi oldu; bu mülkün 2016 yılında 15 milyon liraya satın alındığı, bugünkü değerinin ise yaklaşık beş kat arttığı belirtildi. İçinde 8 oda, 4 salon ve 4 banyo bulunduran yapı, 750 metrekarelik bir arsa üzerine inşa edilmiş durumda. Vasiyetin en büyük maddesi, teras ve balkonlarla genişletilen mimarisi, geniş peyzaj alanı ve üst düzey güvenlik donanımı olan evdir.
Ünlü şarkıcının mirasını düzenlerken Kadir İnanır’ın yolunu izlemesi, Türkiye’de sanatçıların mal varlıklarını sağlıklarında planlaması konusunu yeniden tartışmaya açtı; İnanır’ın kamusal hayatında miras işlerini vaktinde çözüme kavuşturması, pek çok sanatçı için örnek bir davranış olarak anılıyor. Ortaç da bu tercihiyle, vefat sonrası yaşanabilecek anlaşmazlıkların önüne geçmek istediğini ima etti ve sanatçının çevresine yaptığı açıklamalar, kararın uzun süredir düşünüldüğünü gösteriyor.
Öte yandan, Ortaç’ın vasiyetinde yalnızca maddi varlıkların değil, marka hakları ve telif gelirlerinin de nasıl dağıtılacağına dair bir düzenleme olup olmadığı merak ediliyor; şarkıcının yıllara yayılan kariyeri boyunca ürettiği eserlerin gelirleri, Türkiye’nin müzik piyasasında hatırı sayılır bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Bu nedenle sadece taşınmazların değil, fikri mülkiyet haklarının da vasiyetin bir parçası olup olmadığı sorusu akılları kurcalıyor ve sanatçının bu yönde bir açıklama yapmaması, konuyu hukukçular arasında tartışmalı hale getirdi.
Ortaç’ın açıklamaları, Türkiye’de ünlü isimlerin miras planlaması konusunda nasıl bir yol izlediğine dair geniş bir tablo çiziyor; sanatçıların çoğu, miras konusunu aile içinde çözmeyi tercih ederken, bazıları hayattayken resmi vasiyet düzenlemeyi seçiyor. Ortaç’ın çalışanlarını ve yeğenlerini mirasının merkezine koyması, klasik aile odaklı miras anlayışından ayrılan bir tutum olarak okunuyor ve sanatçının bu kararı, kamuoyunda hem takdir hem de tartışma yaratan bir yankı uyandırdı.





