SON DAKİKA

SAĞLIK

PMOS Artık Sadece Yumurtalık Değil Metabolik Bir Tablo Olarak Değerlendiriliyor

Bağışıklık sistemi ve metabolizma arasındaki ilişkiyi merkeze alan yeni yaklaşım, kadınlarda sık görülen bir hormonal bozukluğun tanımını ve tedavisini kökten değiştiriyor. Uzun yıllardır polikistik over sendromu adıyla bilinen tablo, artık PMOS kısaltmasıyla ve çok daha geniş bir çerçevede ele alınıyor. Bir doktorun açıklamalarına göre bu değişim yalnızca isimden ibaret değil; hastalığın nedeni ve sonuçlarına bakış açısını da baştan aşağı yeniliyor. Kadın sağlığı uzmanı Prof. Dr. Tuğba Ensari, bu tablonun yalnızca yumurtalıklarla sınırlı kalmadığını, insülin direnci, kilo artışı ve kronik inflamasyon gibi süreçlerle doğrudan bağlantılı olduğunu dile getirdi.

Prof. Dr. Ensari, PMOS değerlendirmesinde kullanılan ölçütlerin değiştiğini, adet düzensizliği, tüylenme, akne veya ultrasonda görülen polikistik over görünümünün tek başına yeterli olmadığını anlattı. Ona göre yeni tanımlama, hastalığın çok katmanlı doğasını çok daha isabetli biçimde yansıtıyor. Uzun yıllardır PCOS olarak bilinen bu tablonun artık PMOS adıyla ele alındığını belirten Ensari, hastalığı yalnızca adet düzensizliği, tüylenme, akne ya da ultrasonda görülen polikistik over görünümü üzerinden değerlendirmenin tabloyu tam anlamıyla açıklamadığını vurguladı. Ensari, değişimin esasında hastalığa bakış açısını dönüştürdüğünü ifade etti. Bu çerçevede insülin direnci, kilo artışı, kronik inflamasyon, tip 2 diyabet riski ile kalp ve damar hastalıklarının da tablonun ayrılmaz parçaları olarak görüldüğünü kaydetti.

Tedavi yaklaşımındaki farklılığa da değinen Prof. Dr. Ensari, hastaların artık sadece jinekolojik açıdan değil, metabolik sağlık açısından da ele alındığını söyledi. İnsülin direnci, bel çevresi, vücut kitle indeksi, lipid profili ve yaşam tarzı gibi pek çok unsurun tedavi planlamasının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini belirtti. Aynı tanıyı alan iki hastanın ihtiyaç duyduğu tedavinin birbirinden farklı olabildiğini hatırlatan Ensari, bu nedenle kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşımın öne çıktığını ifade etti. Ona göre her hastanın klinik tablosu aynı olmadığı için tek tip bir tedavi anlayışı gerçekçi değil.

PMOS’un infertiliteyle olan yakın ilişkisine de dikkat çeken Prof. Dr. Ensari, yumurtlama düzensizliklerinin gebelik şansını azaltabildiğini aktardı. Yalnızca yumurtlamaya odaklanan bir değerlendirmenin yeterli olmayacağını savunan Ensari, insülin direnci ve hormonal dengesizliklerin hem yumurta kalitesini hem de rahmin gebeliğe hazırlanma sürecini olumsuz etkileyebildiğini dile getirdi. Bu nedenle infertilite nedeniyle başvuran hastalarda yaş, yumurtalık rezervi, metabolik durum, eşe ait faktörler ve yaşam alışkanlıklarının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Başarılı bir tedavinin ancak tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde mümkün olabildiğini belirten Ensari, “Hastanın yaşı, yumurtalık rezervi, metabolik durumu, eşe ait faktörler ve yaşam alışkanlıkları birlikte ele alınmalı” ifadelerini kullandı.

Tedavinin ilk basamağını çoğu zaman yaşam tarzı değişikliklerinin oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ensari, özellikle fazla kilolu hastalarda vücut ağırlığının yüzde 5-10 oranında azaltılmasının bile yumurtlamanın yeniden başlamasına ve gebelik şansının artmasına önemli katkı sağlayabildiğini açıkladı. Metabolik sağlığın iyileştirilmesinin yalnızca üreme sağlığı açısından değil, uzun vadeli kalp ve damar sağlığı bakımından da belirleyici olduğunu sözlerine ekledi. Bu çerçevede beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve düzenli takip, tedavinin ayrılmaz bileşenleri arasında yer alıyor. Ensari’nin aktardığı bilgiler, PMOS’un tek bir organa indirgenemeyecek kadar geniş bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler