SON DAKİKA

SAĞLIK

Uyku Yetmiyor, Yorgunluk Geçmiyor: Sürekli Bitkinliğin Altında Bu 10 Neden Yatıyor Olabilir

Yoğun iş temposu ve günlük koşuşturma sonrasında hissedilen yorgunluk, çoğu zaman iyi bir gece uykusu veya hafta sonu yapılan bir dinlenmeyle ortadan kalkar. Ancak bazı durumlarda bu tablo değişiyor; kişi gece boyunca hiç uyanmadan uyuyor, gündüzleri dinlenmeye bolca vakit ayırıyor fakat halsizlik hali bir türlü dağılmıyor. Sabaha yorgun uyanmak, enerjinin hiç yerine gelmemesi ve bu durumun haftalarca sürmesi, kişinin iş yaşamından sosyal ilişkilerine kadar pek çok alanını olumsuz etkiliyor. Vücudun dinlenmeye rağmen kendini toparlayamaması, çoğu zaman sıradan bir halsizlikten çok daha derin sorunlara işaret edebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, geçmeyen yorgunluk şikayetiyle ilgili olarak mutlaka bir hekime başvurulması gerektiğini ifade ediyor.

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Özenç Turşak, günlük işleri aksatacak yoğunluktaki kalıcı bitkinliğin pek çok hastalığın habercisi olabileceğini ifade ediyor. Bunlar arasında demir eksikliğinden tiroit bezinin az çalışmasına, şeker hastalığından uyku apnesine kadar geniş bir yelpaze yer alıyor. Uzman hekim, bu tür bir yorgunluğun hafife alınmaması gerektiğini vurgulayarak, kesin teşhisin ancak kan testleri ve solunum fonksiyon testleri gibi kapsamlı incelemelerin ardından konulabileceğini belirtiyor. Dr. Turşak, konuya ilişkin olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Yorgunluk tek başına bir rahatsızlık değil; bedenin bizimle iletişim kurma şeklidir. Uyku düzeni ve dinlenmeye rağmen azalmak bilmeyen, zamanla şiddetlenen ve yanına farklı şikayetlerin eklendiği bir yorgunluk hali, kesinlikle ihmal edilmemesi gereken bir uyarıdır.”

Sürekli yorgunluğa yol açan en sık karşılaşılan etkenlerden biri olan demir eksikliği, özellikle kadın hastalarda diğer gruplara oranla daha fazla görülüyor. Dr. Turşak, demirin oksijeni akciğerlerden dokulara taşıyan hemoglobinin yapısındaki önemine dikkat çekiyor. Bu mineral seviyesinin düşmesiyle birlikte vücudun enerji üretiminin sekteye uğradığını ve kişinin kendini sürekli olarak güçsüz hissettiğini aktarıyor. Eksiklik ilerleyen safhalarda kansızlığa dönüşebilirken, daha erken dönemlerde bile dikkat dağınıklığı ve saçlarda dökülme gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Hekim, özellikle regl dönemi kanaması yoğun geçen kadınların bu açıdan risk altında olduğunu ve düzenli kontrol yaptırmaları gerektiğini söylüyor. Ayrıca demir eksikliğinin sadece beslenmeyle ilgili olmadığını; mide veya bağırsaklardaki emilim sorunlarının da bu duruma kaynaklık edebileceğini ifade ediyor.

Bitkinlik şikayetinin arkasındaki bir başka etken olan B12 vitamini eksikliği, özellikle hayvansal kaynaklı gıdaları az tüketen beslenme düzenine sahip bireyleri ve bağırsaklarda emilim bozukluğu yaşayan hastaları ilgilendiriyor. Uzm. Dr. Turşak, B12 seviyesindeki düşüşün yorgunlukla birlikte baş ağrısı, hafıza problemleri, odaklanma güçlüğü ve sinir sistemiyle ilgili rahatsızlıkları da beraberinde getirebileceğini anlatıyor. Folat, yani B9 vitamini eksikliğinin de benzer şekilde anemi oluşturarak halsizlik yaratabildiğini kaydeden uzman, D vitamini düşüklüğünün ise kaslarda kuvvet azalması ve süreklilik gösteren yorgunluk ile ilişkili olduğunu belirtiyor. İyi haber ise bu vitamin eksikliklerinin yapılacak basit kan tahlilleriyle saptanabilmesi. Dr. Turşak, uygun takviye tedavisine başlandığında hastaların şikayetlerinde hızlı bir iyileşme görüldüğünü sözlerine ekliyor.

Tiroit bezinin metabolizmayı düzenleyen T3 ve T4 hormonlarını olması gerekenden az üretmesi durumuna hipotiroidi deniyor. Bu bozukluk da hastaların sürekli yorgunluk hissetmesine neden olan başlıca faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Dr. Turşak, bu durumda kişilerde yorgunluğa ek olarak soğuğa tahammülsüzlük, vücut ağırlığında artış, bağırsak hareketlerinde yavaşlama, kuru bir cilt, aşırı uyku isteği ve kalp atış hızında düşüş gözlemlendiğini aktarıyor. Gece uyku sırasında solunumun defalarca kesilmesiyle ortaya çıkan uyku apnesi de ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. Bu sendromda hasta derin uyku evresine tam olarak geçemediği için gün boyu uyku hali ve zihinsel bulanıklık çekiyor. Tüm bu olasılıkların yanı sıra kronik rahatsızlıkların ve düzenli kullanılan bazı ilaçların yan etkilerinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden uzman, geçmeyen yorgunluğun ancak ayrıntılı bir tıbbi araştırmayla netleştirilebileceğini; bu nedenle hastaların şikayetlerini ve günlük rutinlerini hekimlerine eksiksiz aktarması gerektiğini kaydediyor.

İlgili Makaleler