11. Yargı Paketi‘nin en çok takdir toplayan maddeleri, aile içi cinayet, kadın cinayetleri ve çocuk istismarı suçlularını COVID-19 infaz düzenlemesi gibi erken tahliye imkânlarının tamamen dışında tutulmasını zorunlu kılıyor.
Türkiye, son yıllarda kadına ve çocuğa yönelik şiddet suçlarında artan toplumsal hassasiyetle mücadele etmektedir. Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 11. Yargı Paketi‘nin en önemli hedefi, bu tür ağır suçları işleyenlerin infaz indirimlerinden faydalanmasını engelleyerek adalet duygusunu pekiştirmektir. Paket, hangi suçları kesin olarak erken tahliye kapsamının dışında tutuyor?
Alınan karara göre, “aile içi cinayet”, “kadın ve çocuğa karşı kasten öldürme”, “cinsel saldırı” ve “çocuk istismarı” suçlarını işleyen hükümlüler, önceki COVID-19 infaz düzenlemesi gibi geçici veya erken ceza infazı indirimlerinden faydalanamayacak. Bu, söz konusu hükümlülerin cezalarının neredeyse tamamını cezaevinde geçireceği anlamına gelmektedir.
11. Yargı Paketi ile Toplumsal Adalet Beklentisi
Bu maddeler, yargının bu tür suçlara karşı sıfır tolerans gösterdiği yönündeki iradesini yasal düzlemde güçlendirmektedir. Kadın hakları örgütleri ve mağdur yakınları, bu düzenlemeyi uzun süredir talep ediyordu. Bu kararın kabul edilmesi, yasama organının toplumsal hassasiyet ve adalet beklentisine verdiği yanıt olarak görülmektedir.
Pakette ayrıca, suç örgütlerinin faaliyetlerinde çocuk kullanımı durumunda cezanın yarısından bir katına kadar artırılması öngörülüyor. Bu, çocuğu suça iten veya istismar eden yapılara karşı en üst düzeyde koruma mekanizması oluşturmayı amaçlamaktadır.
İnfaz Rejimi ve Caydırıcılık
Bu suçların infaz rejiminden çıkarılması, cezaların caydırıcılığını önemli ölçüde artıracaktır. Daha önce bazı hükümlülerin COVID-19 düzenlemesi kapsamında erken tahliye edilmesi, kamuoyunda infiale yol açmıştı. Yeni düzenleme, benzer hukuki boşlukların doğmasını engellemeyi hedeflemektedir.
Ankara‘daki siyasi ve hukuki çevreler, paketin bu maddelerinin genel kurulda da büyük bir destekle kabul edilmesini beklemektedir. Bu, Türkiye’de kadına ve çocuğa yönelik suçlarla mücadelede yasal kararlılığın bir göstergesi olacaktır. Sivil toplum kuruluşları bu düzenlemeyi yeterli buluyor mu?
Ankara merkezli kadın hakları örgütleri, düzenlemenin caydırıcılığı artıracağı görüşünde. Ancak örgütler, asıl meselenin yargılama aşamasında iyi hal indirimlerinin ve takdiri indirimlerin kısıtlanması olduğunu da vurgulamaktadır.
Sonuç:
11. Yargı Paketi‘nin Adalet Komisyonu’nda kabul edilen maddeleri, aile içi cinayet ve çocuk istismarı gibi suçların faillerinin hiçbir şekilde erken infaz indirimlerinden faydalanamayacağını kesinleştirmektedir. Bu düzenleme, kadına ve çocuğa karşı işlenen suçlarda yasal kararlılığı pekiştirerek toplumsal adalet beklentisini yükseltmiştir.





